Her mevsim bir renk, her renk aşktır Prag’ta…  Bazen aşk bir şehrin siluetinde çıkar karşımıza. Ve bu aşk öyle bir aşktır ki her mevsim kendine çeker kişiyi… Böyle bir döneminde hayatımın, bir yaz akşamı düşmüştü yolum ilk kez Prag’ın yürüdükçe bana dönüşen; yürdükçe dönüştüğüm sokaklarına.

Dönüşen demek fazlasıyla yerinde aslında; gerçekçi. Zira varlıktan bile eski, kadim dünyalara aitmişçesine ayaklarınızın altında uzanan taşlar size dokunduça bağ oluyor tarihle aranızda; ilk anda onlar aracılığıyla bağ kuruyor şehir sizinle… Akabinde, UNESCO Dünya Mirasları Listesinde yer alan  Eski Şehir (Old Town) ile ilk göz göze geldiğiniz o andan sonra – nazlı Vlatlava nehrinin serin nefesi üzerinizden akıp giderken – siz de farkedeceksiniz bu şehirden bir daha hiç kopamayacağınızı…

Dört mevsim de her bir mevsimin ayrı ayrı hakkını vererek kucaklar sizi sanat, mimari ve heykeller şehri Prag.

Turuncudur sonbahar; alaf turuncu… Yürüdükçe renk-ahenk yapraklar serilir yolarınıza; ağır ağır kışa soyunan ağaçların silüetinden yağmur yerine romantizim yağar sanki.

Parlak beyazdır kış… Beyazın en masum tonları örter şehri korumacı bir anne kuğu misali. Çeklere özgü o meşhur sıcak şarap (Glühwein) kokusu gelir bulur sizi illa ki; keskin soğuğa inat içiniz ısınır. Kış turisti de bir başkadır Prag’ın. Onların aşkı sanki daha gerçektir; eksi 18 dereceye inat bir birine kenetlenmişcesine yaşarlar şehri.

Yeşildir yaz… Hatta, mavi gökyüzüne karışır şehrin yeşili; Vlatlava nehrinin gümüşi parlaklığına ve etkileyici gotik mimarinin derin Van Gogh (Starry Night) lacivertine inat , açık yeşil-mavidir şehir yazın. Her adımda size eşlik eden heykeller bile daha bir hayat dolu fısıldarlar tarihi. Eski şehri çephe çevre saran parklar, bahçeler, tepeler yemyeşil uzanırlar karşınızda. Belki de yeşilin yüzbinlerce tonu olabileceğini ilk kez bu şehirde bir yaz gününde keşfedersiniz. Şehrin kendi sesi vardır ve bir başkadır yaz akşamlarında. Gözünüzü alamadığınız, her biri ayrı bir sanat eseri niteliğindeki binaların arasından süzülürken siz, her bir sokakta başka bir klasik müzik veya jazz dinletisiyle karşılanırsınız; kah konser salonu olarak kullanılan bir katedralden, kah şehir ile bütünleşmiş yetenekli ve mütevazi sokak sanatçılarınan yükselen.

Ama ben  ilkbaharı bir başka sevdim bu şehirde… İlk baharda uyanır şehir. Sesi, kokusu, renkleri… Herşeyi bir başkadır. Bazen güneş yıkar teninizi, bazen yağmur ruhunuz. Binbir farklı çicek açar ağaçlar, köprüler bile dans eder, çeşitli sanat ve müzik festivalleriyle bezenir şehir. Yürüme ölçeğindedir ya bu mütevazi şehir, yürümek boylu boyunca günü, geceyi bir başkadır Prag’ta. Gerçi adım başı karşınıza çıkan ve sizi dilediğiniz yere hemen götürecek kadar donanımlı, tarih kokulu ve de sevimli tramlar ile yolculuk yapmadan da geçilmez bu şehirden ilkbaharda.

Peki neler mi yapılır ilkbaharda Prag’ta? Ben sadece birkaç ipucu vermek istiyorum size, daha fazla değil. Çünkü aslında ilkbaharda en güzel ‘keşfedilir’ Prag!

Özellikle kısıtlı bir zamanınız var ise (önerilerim yakınlık mesafe-ilişkilerine göre gruplandırıldı):

-Eski Şehir (Stare Mesto) meydanıda bolca vakit geçirilir, tarihi astonomik saatin kulesine çıkılır, kuş bakışı eski şehrin tadına varılır, ardından arka sokakta yer alan Yahudi Mahallesi mutlaka gezilir,

-Tramla Prag Kalesi’ne (Hrat) gidilir, olağanüstü St. Vitus Katedralı görülür ama dönüşte kalenin arkasından yüryerek usul usul şehre girilir, Franz Kafka’nın yaşadığı sokaklara ulaşılır,

-Eski Şehri (Stare Mesto) Küçük Mahalle’ye (Mala Strana) bağlayan, dünyada eşsiz Charles Köprüsü (Karluv Most) üzerinde bolca vakit geçirilir,
-Küçük Mahallede Vlatlava nehri boyunca yürünür, cıvıl cıvıl parklarda belki bir pikniğin ardından  Prag’ın en ünlü modern sanat galerisi olan Kampa Müzesi mutlaka ziyaret edilir,

-Ünlü mimar Frank Gehry’nin eseri Dans Eden Bina görülür ve hemen karşısındaki köprüden yürümeye devam edip ünlü Açlık Duvarı’na varılır, buradan da teleferikle Eifel Kulesinin kopyası olan Petrin Gözlem Kulesi’ne korkusuzca tırmanılır, kuşbakışı keyfine varılır şehrin ve nehrin,

-Bir akşam Jazz Boat ile canlı Jazz dinetisi ve enfes lezzetler eşliğinde şehrin Vlatlava nehrine yansıyan mühteşem  manzarasının keyfine varılır…

 

Çok daha fazlasını siz kendiniz büyük bir keyifle keşfedeceksiniz Prag’ta. Ve hangi mevsimde giderseniz gidin hep bir başka mevsimi daha yaşamak istetecek size bu şehir.